skip to main | skip to sidebar

9 Eylül 2025 Salı

Reşat Halife Karmaşası-1

Reşat’ın bir elçi olarak ortaya koyduğu hiçbir içtihat yeni kelimeler ve yazılarda olmayan kavramlar olamazlardı. Nebi olmayan Resullük kavramı da Allah tarafından verilmiş yeni bir yazı/mektup/kitap almamayı gerektirir, zira Resuller var olan yasanın bilgece öğretilmesinden sorumlulardır (2:129, 2:151, 3:164 vb.). Reşat da tam olarak bu noktada aşağıda orijinal metni verilmiş olan “Ölüm” başlıklı “Appendix 17 – Death” yazısında (Kesilen kısımdan sonraki cümleler ölüm ile alakalı, bağlamı koparmamak yer verilmedi devamına göz atmak isterseniz https://www.masjidtucson.org/quran/appendices/appendix17.html) şu sözleri kaleme almıştır.

“3:81 ve 46:9’da bahsedildiği gibi, Allah'ın Misak Elçisi yeni bir şey getirmez; aldığım ve size aktardığım her şey zaten Kuran’dadır. Ancak; Kuran, Yüce Allah tarafından belirli bir zamanda vahyedilmek için tutulan bilgilerle doludur.”


    Buraya kadar görünen şey şudur ki Reşat’ın ortaya koyduğu her ne ise o Kuran’dan olmak zorundadır. Peki Kitaptan dayanağı yoksa ne yapılmalı kendi ağzından dinleyelim (Bunu 40 yaş gibi görevim, vahiy vb. dediği bir konu için söylediğinin altını çizmek istiyorum):



        

            Aşağıda da Reşat’a ait “Quran, Hadith and Islam” kitabının elçiye itaatin şartlı olduğunu ileri sürdüğü kısmın orijinalini ve bana ait olmayan Türkçe tercümesini de bırakıyorum.







*Çeviri PDF'i https://raw.githubusercontent.com/TANRIninResulu/Kuran_hadis_Islam/main/Kuran%20Hadis%20%C4%B0slam%20Mobile.pdf 



           Örnek verdiği ayetler içerisinde 60:12 ilginçtir ki, özellikle toplum/cemaat bağlamında hüküm vermesini en az beklediğimiz kadınlar ve din bağlamında itaat silsilesinin zirvesine en yakın insana, Nebi’ye karşı yükümlülüklerin de “mea'rufin” olmayan işlerde itaat şartı olmadığı yazmaktadır. Ayette geçen “mea'rufin” ifadesinin kökteşlerinin (A-R-F) 2:89 ve 2:146’de fiil formunda (bilmek, tanımak) kitap bilgisi çerçevesinde kullanmış olması da dikkat çekicidir.
4:79 ise Elçi olan kişide de kötü olanın kaynağının kendisi olduğu vurgusuna dikkat çekmek istemiş gibi görünüyor Reşat.

           Buraya kadar olan kısımda elçinin ağzından çıkan şeyin Kitap ile teste tabi olduğunu zira söylediği şeyin Kitap’tan ayrı bir bilgi taşımadığını kendi ifadeleriyle ortaya koyduk. Bu noktadan sonra zaten Kitap’ta olanın ortaya çıkışı kısmını değerlendirmek gerekir.

            “Ancak; Kuran, Yüce Allah tarafından belirli bir zamanda vahyedilmek tutulan bilgilerle doludur.”

Öncelikle şunu iyi bilmek gerekir ki alınan vahiy/işaretler bir çok formda ve bir çok kişiyi hedefleyen şekilde olabilir. Bu kendi tasviri ile de dinamik ve kendi ölümünden sonra devam edecek bir silsiledir. (Videonun Özet Çevirisi: Kitaptaki her şeye sahip değiliz, bizim ve atalarımızın bilmediği ileride çocuklarımızın bileceği bir çok bilgi kitabın içinde mevcut. Dünyanın sonuna kadar bu bilgiler gelmeye devam edecek.) 

 



Reşat'ın yanılmayacağını (sözde hata yapabileceğini kabul etseler de gerçek hayatta asla kabul etmediklerini unutmamak gerek) iddia eden kişilere bu kehaneti doğrulamaları için Reşat'ın papağanlığı dışında  yeni metotlar tavsiye ederim. İddianın absürt numerolojiler değil yeni bilgilerin ortaya çıkacağı olduğuna da dikkat çekmek gerekebilir.

Bu konunun diğer boyutu da neyin "Allah'tan" geldiğinin testidir. Reşat’ın jargonunu ve bakış açısını şekillendiren en önemli doktrin “Her şeyi Tanrı yapar.” düşüncesidir ki bu belki de yaşamımıza dair en kritik Kitap bilgisidir (9:51). Reşat’ın hayata ve risalete baktığı bu perspektifte; hem şahsi hem de dini bağlamda gerçekleşen olayları bu doktrin ile ördüğü ve bu kapsamda aklımızda bulunan saf vahiy algısını, işaretleri ve hayatta karşısına çıkan her ne ise onu girift bir yapıya soktuğu da bir gerçektir. Sokak tabelalarından, bağlama uygun olduğu düşündüğü günlerin tarihlerine kadar neredeyse her dikkat çekici unsuru vahiy silsilesinin bir parçası olarak düşündüğü aşikardır.  Bu konunun altını dolduracağımız olay çok; yanlış tarih hatırladığında doğru olduğunu düşünüp Allah hatırlattı demesi, çeviri yaptığında Allah yaptırdı demesi, 19’a dair matematiksel değeri olmayan ve bazen şahsına bazen etrafındaki adamlara ait bulguları da Allah verdi diye düşünmesi ve bir çok örnek. Açıkçası işin tekniğinde haklıydı ve bir imanlı olarak skor gördüğü her şeyi Allah’a teslim etmek istedi (8:17). Fakat kullandığı bu dil mescidinde bulunan ilk muhataplar için genelde anlaşılır olsa da daha sonra büyük sorunlar çıkardığı da kesindir.

Kafaları karıştıran konuların açık ara önde olanlarından biri muhtemelen çeviridir. Aşağıya bırakacağım kesit ilginç ve çarpıcıdır. Tamamen Allah'ın dizaynı olan çeviri kapsamında, Reşat ilgili ayete yeni bir kelime bulmaları için Mescittekilere ödev veriyor:



    Daha bir çok kesit de konulabilir tabi ki "düşündüm, değiştirdim, beğenmedim" gibi. Mesele bu kadar ile de anlaşılabilir gibi duruyor.

    Ama bunlardan daha ilginci; tabiri caiz ise bir iş ilanı bile veriyor Reşat. Arapça bilmenize gerek yok, diğer Kuran çevirileri ile kendi çevirisini kıyaslayıp eleştiriler getireceksiniz. (TR Çevirisini Google Translate görüntüyü bozmadan halletti ve sorun yok gibi görünüyor.)




    Özet tabloda görünen odur ki ve ne söylüyorsam Kitap ile değerlendirin diyen bir Resule edilecek en iyi itaat söylediği şeyi Kitap ile değerlendirmektir.


    Şimdilik bu kadar, inşAllah  devam edecek.


*TR Altyazılı Videoların Adresi https://www.youtube.com/@antlasmaelcisi

0 yorum:

Yorum Gönder