skip to main | skip to sidebar

22 Kasım 2025 Cumartesi

BİR ZİKR: TEVRAT

0 yorum

 RAB Musa'ya, “Bunu hatırlatıcı (זִכָּרוֹן zikkaron) olarak kayda/kitaba/parşömene  geç” dedi, “Yeşu'ya da söyle, Amalekliler'in adını yeryüzünden büsbütün sileceğim. Çıkış 17:14 

ZİKİRden sonra zeburda, arza salih kullarımızın varis olacağını yazdık. (21:105)




Tevrat’ta, Mısır’dan Çıkış 17:14 ayetinde Tanrı, Musa’ya yaşanan olayı “zikaron” olarak yazmasını emreder. Musa'nın yazdığı şey Tevrat'tır. İbranice zikaron, “hatırlatma, anı, öğüt olarak yazılmış kayıt” anlamına gelir.

Kur’an da aynı kavramı Tevrat için kullanır. 21:105’te Allah, önceki kutsal kitap olan Tevrat’tan söz ederken onu “Zikr” olarak adlandırır. Arapça zikir, “hatırlatma, öğüt, uyarı” demektir ve İbranice zikaron ile aynı Semitik kökten gelir.

21:105'te görüleceği üzere tek Zikr Kuran olmamakla birlikte Zikr kelimesinin de kendi içinde bir tasdik unsurunu taşıdığı açıktır.

14 Ekim 2025 Salı

İlyaslara Selam Olsun: İlyas, Elyasa, Yahya ve İsa

0 yorum

37:130’da geçen َ نيِساَي ْ لِإ ٰ ىَ لَع ٌ م َ لََس (selâmun ‘alâ ilyâsîn – selâm olsun İlyaslar’a) ifadesindeki َ نيِساَي ْ لِإ (ilyâsîn) kelimesi, Arapça gramer açısından tartışmasız biçimde çoğul bir yapıdır. Bu kelime kök itibariyle ساَي ْ لِإ (ilyâs – İlyas) isminden türemiştir. Sonuna eklenen نيـ (-īn) eki, Arapçada cem‘u’l müzekker es-sâlim (çoğul müzekker sağlam) ekidir. Bu ek, kelimenin sonundaki ي (ya) ve ن (nun) harflerinden oluşur ve kelimenin çoğul olduğunu gösterir. Dolayısıyla ساَي ْ لِإ (ilyâs) tekil, َ نيِساَي ْ لِإ (ilyâsīn) ise “İlyaslar” anlamındadır. Aynı yapı, مِلْسُم (müslim – Müslüman) kelimesinin çoğulu olan َ نيِمِلْسُم (müslimīn – Müslümanlar) örneğinde de görülür. Kur’ân’daki ifade bu bakımdan dil yönünden tamamen düzgündür; َ نيِساَي ْ لِإ (ilyâsīn) lafzen ve i‘raben çoğuldur.

2. Krallar 2:11 Onlar yürüyüp konuşurlarken, ansızın ateşten bir atlı araba göründü, onları birbirinden ayırdı. İlyas kasırgayla göklere alındı

Nahiv (cümle yapısı) açısından bakıldığında kelime, önündeki ىَ لَع (‘alâ – üzerine, -e) edatının etkisiyle mecrûr (cer hâli) konumundadır. Cem‘u’l-müzekker es-sâlim çoğullar, mecrûr durumda ي (ya) harfiyle i‘rab alâmeti taşır. Bu nedenle kelimenin sonunda bulunan “yā” harfi i‘rab alâmetidir. Bu yönüyle yapı, tıpkı “selâm olsun müslimīn’e (müslümanlara)” örneğinde olduğu gibi, lafzen çoğul bir hitap içerir ve anlam bakımından da “selâm olsun İlyaslar’a” demektir. Ayetten anlaşıldığı üzere birden fazla İlyas veya bu sıfat ile anılan kişilerin varlığı gerekmektir. Tam bu noktada son nübüvvet ürünü olan Kur'an'ın bizden istediği gibi (10:94, 21:7 vb.) Rabbimizin diğer kitaplarına danışmak gerekmektedir. Hikayenin başında Malaki 4:5'de Rabbin gününden önce İlyas'ın gönderileceği ve onun babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini babalarına döndüreceği söylenmiştir. Aynı ifade Luka 1:16-17'de Yahya için kullanmıştır. İsa Malaki’ye atıfla Yahya için "Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar." (Matta 17:12) diyerek gerçeği ortaya koymuştur. Evet, Yahya bir İlyas’tır (Matta 11:13) fakat İlyas’ın kendisi değildir (Yuhanna 1:21). 

 İlyaslar’dan Biri Olmak/İlyas Gibi Olmak Ne Anlama Gelir? 

İlyas ve Yahya’nın üzerine spor ışıklarını tuttuğumuzda çok benzer özelliklere ve misyona sahip olduğunu görürüz. 

 - Her iki elçi de Rabbin halkı arındırma ve tövbeye çağırma misyonunu üstlenmişlerdir. İlyas, İsrail’i Tanrı’ya dönmeye çağırmış ve bu görevi özellikle Ahab ve İzebel döneminde ruhsal yozlaşmanın yoğun olduğu bir dönemde yerine getirmiştir (1. Krallar 18:21). Benzer şekilde, Yahya da Roma egemenliği ve Ferisiler dönemi gibi ahlaki ve ruhsal olarak çöküşte olan bir zamanda halkı tövbeye çağırmıştır (Matta 3:2). 

 - İlyas, kıllardan yapılmış bir giysi ve belinde deri kuşak ile tanınırken (2. Krallar 1:8), Yahya da deve tüyünden giysi giyip beline deri bir kuşak takmıştır (Matta 3:4). 

- Çöllerde gezmişlerdir; İlyas çölü yaşam ve yalnızlık yeri olarak kullanırken (1. Krallar 17:3 5), Yahya da çölde vaaz vermiştir (Luka 3:2). 

- Her iki peygamber aynı zamanda kralları eleştirme misyonunu da üstlenmiştir. İlyas, Ahab’ı günahları nedeniyle azarlamış (1. Krallar 21:17–24), Yahya ise Hirodes’i kardeşinin karısı ile evlenmesi dolayısıyla eleştirmiştir (Markos 6:18). Ve ikisi de bir yolun hazırlayıcısı/öncüsü olmuşlar. 

Peki yolunu hazırladıkları ve artlarından gelenler arasında bir ilişki kurulabilir mi?



İsa ve Elyasa (Elisha) 

- Elyesa, İlyas’ın ruhunun “çifte ölçüsünü” alarak ruhsal olarak güçlendirilmiştir (2. Krallar 2:9–15).

- İsa ise Yahya tarafında vaftiz edilmiştir (Matta 3:15-16). Elyasa, Yordan Nehri’ni ikiye ayırmıştır (2. Krallar 2:14). İsa, fırtınayı ve denizi sakinleştirerek benzer bir doğa egemenliği sergilemiştir (Markos 4:39). 

- Elyasa, Şunemli kadının oğlunu diriltmiştir (2. Krallar 4:35). İsa, Nainli dulun oğlunu ve Lazar’ı diriltmiştir (Luka 7:14; Yuhanna 11:43). 

- Elyasa, 20 ekmekle 100 kişiyi doyurmuştur (2. Krallar 4:42–44). İsa, 5 ekmek ve 2 balıkla 5000 kişiyi doyurmuştur (Matta 14:19). 

- Elyasa, Naaman’ın cüzamını iyileştirmiştir (2. Krallar 5:14). İsa, cüzamlıları, körleri ve felçlileri iyileştirmiştir (Matta 8:3). 

- Elyasa’nın kemiklerine dokunan ölü bir adam dirilmiştir (2. Krallar 13:21). İsa’nın mezarı ise dirilişin sembolü olmuştur (Matta 28:6). 

"Ve şüphesiz İlyas da peygamberlerdendi..." (37:123)

 “İsmail’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an! Hepsi de iyilerdendi.” (38:48) 

6 Ekim 2025 Pazartesi

1.Krallar 7:23'de Geometrik/Matematiksel Hata Var Mı?

0 yorum

25 Eylül 2025 Perşembe

Gerçek Duman Elçisi Ibrahim Afellay

0 yorum

 

Birkaç gün önce bir video ile elçiliğini iddia eden İbrahim Esinler büyük bir hataya düşmektedir. Bahse konu deliller göstermektedir ki beklenen Duman Elçisi eski futbolcu Ibrahim Afellay’dır.



Öncelikle İbrahim Afellay adının hem latin hem de arap harfleri ile yazımlarının harf sayımlarına girelim:

Sıra

Latin

Arapça

Ad / Soyad

1

I

إ

Ad

2

b

ب

Ad

3

r

ر

Ad

4

a

ا

Ad

5

h

ه

Ad

6

i

ي

Ad

7

m

م

Ad

 

Sıra

Latin

Arapça

Ad / Soyad

1

A

أ

Soyad

2

f

ف

Soyad

3

e

ي

Soyad

4

l

ل

Soyad

5

l

ا

Soyad

6

a

ي

Soyad

7

y

 

Soyad

 

Latin toplam: 14 harf  (İsim 7 harf + Soyadı 7 harf) ✅

Arapça toplam: 13 harf (İsim 7 harf + Soyadı 6 Harf) ✅

 

İbrahim isminin yazılma şekli Kuran’da en çok çeken formatı baz alınarak yapılmıştır. Resulümüzün soyadı ise Sayın Doktorun ki gibi keyfi olarak Türkçe kelimeyi Arap harflerine yedirme çabasından değil, resmi Soyadının direkt olarak yazım şeklidir. Duhan Suresi’nde bahse konu elçinin ispatları aşağıdadır:

-İbrahim Afellay’ın 13 Arapça ve 14 Latin harften oluşması.

-Duman resulünün/elçisinin işaret edildiği 13. Ayet 27 harften oluşur. İbrahim Afellay, Arapça 13 harften oluşur ve Latin 14 harften oluşur. 13. Ayeti oluşturan 27 harfin İbrahim Afellay’ın 13 ve 14 toplamını vermesi de bir işarettir.

-Eğitimli bir deli olduğu iddia edilen resulün geçtiği ayet olan 14. Ayette, İbrahim ve Afellay’ın ayrı ayrı harf geçişlerini sayıp topladığımızda da 14 sayısını elde ederiz. İbrahim isimini oluşturan harflerin ayette geçiş sayısı 8 (3 Adet Elif, 1 Adet He, 4 adet mim), Afellay ismini oluşturan harflerin ayette geçiş sayısı 6 (3 Adet Elif, 3 adet Lam) olup toplamları 14 etmektedir. (Sayın Esinler ne yazık ki bu tip bir sayıma kalkmış hatalı bir metod izlemesinin yanı sıra, 14 değil 13 üncü ayeti baz almaya kalkmıştır, halbuki bilimsel mucize tükürmesi ile ünlü olan beklediğimiz elçinin eğitimli olduğu vurgusu bu ayettedir.) Ayrıca bahsetmek gerekir ki hem yanlış ayete bakan hem de yanlış bir metod uygulayan sayın doktor aynı hesaplama ile başka ayetlere bakıp kendini atıf yaptığı ayetler olmuştur örnekler:

Kıyamet 13: O gün insana yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geride bıraktığı her şey haber verilir.

Mülk 1: Mutlak hükümranlık elinde olan Allah aşkındır, cömerttir ve O'nun her şeye gücü yeter.

Zuhruf 72: Yaptığınız güzel ameller sâyesinde vâris kılındığınız cennet işte burasıdır.

Ve liste uzar gider. Yani beyefendi elçilik ile alakasız bazen cenneti bazen ne yazık ki Allah’ı vurgulayan ayetleri kendine işaret gibi göstermiştir ve ne hikmetse ilgili videoda ayetlerin anlamında bahsetmemektedir. Sadece boş veri doldurmaktır. Bağlamı yoktur. Ben ise size Duman elçimizin delillerinin böyle olmadığını göstermeye devam edeceğim inşallah.

-Duman suresinin başından 13. Ayetteki “apaçık resul”e kadar toplam 74 kelime vardır. 19 sayısı müslümanlar için bir işarettir.  1974 sayısı 19 mucizesi için önemi ortadadır. Elçimiz Afellay’ın doğum yılı hicri 1406 (19*74)’tür.

-Resulümüzün forma numarasına da dikkat edelim. Klüp kariyerinde 19 numaralı formayı giydiği tek sezon 13/14’dür. Duhan Suresinin 13 ve 14 üncü ayetlerine dikkat çekmeye gerek olmadığını düşünmekteyim.



-14. Ayette geçen muallem ifadesi ise, ne yazıkki yine çarpıtılmıştır. Ayete dikkat edin elçinin ne kadar eğitimli olduğu ölçüsü yok ortada, konu birilerinin bunu elçiye demesi, sonuç olarak Son nebi de bir okul mezunu değildi. Sayın doktorun böyle bir eleştiri aldığını sanmıyorum ama bizim elçimizin arkasından böyle konuşanlar oldu örnek olarak bir futbol takipçisi yorumu bırakıyorum:

“He has more knowledge tha most pundits…” ( Çoğu yorumcudan daha fazla bilgiye sahip) Link:https://www.reddit.com/r/soccer/comments/l9neyw/ibrahim_afellay_retires_from_professional_football/?utm_source=chatgpt.com

-Ayrıca elçimizin ad ve soyadının ebced değeri 391 olup, 3:91’e işaret etmektedir ki. Ayet bu kadar delile rağmen inkarcıların hazin sonunu göz önüne sermektedir.

 

Şimdilik bu kadar duman olayı vs diğer mucizeler için elçimiz ile irtibatlarımız sürecektir inşallah. Bu süreçte ilk aşamada sessiz olmak da hayır var, elçimiz doğru zaman gelince açıklayacaktır.

9 Eylül 2025 Salı

Reşat Halife Karmaşası-1

0 yorum

Reşat’ın bir elçi olarak ortaya koyduğu hiçbir içtihat yeni kelimeler ve yazılarda olmayan kavramlar olamazlardı. Nebi olmayan Resullük kavramı da Allah tarafından verilmiş yeni bir yazı/mektup/kitap almamayı gerektirir, zira Resuller var olan yasanın bilgece öğretilmesinden sorumlulardır (2:129, 2:151, 3:164 vb.). Reşat da tam olarak bu noktada aşağıda orijinal metni verilmiş olan “Ölüm” başlıklı “Appendix 17 – Death” yazısında (Kesilen kısımdan sonraki cümleler ölüm ile alakalı, bağlamı koparmamak yer verilmedi devamına göz atmak isterseniz https://www.masjidtucson.org/quran/appendices/appendix17.html) şu sözleri kaleme almıştır.

“3:81 ve 46:9’da bahsedildiği gibi, Allah'ın Misak Elçisi yeni bir şey getirmez; aldığım ve size aktardığım her şey zaten Kuran’dadır. Ancak; Kuran, Yüce Allah tarafından belirli bir zamanda vahyedilmek için tutulan bilgilerle doludur.”


    Buraya kadar görünen şey şudur ki Reşat’ın ortaya koyduğu her ne ise o Kuran’dan olmak zorundadır. Peki Kitaptan dayanağı yoksa ne yapılmalı kendi ağzından dinleyelim (Bunu 40 yaş gibi görevim, vahiy vb. dediği bir konu için söylediğinin altını çizmek istiyorum):



        

            Aşağıda da Reşat’a ait “Quran, Hadith and Islam” kitabının elçiye itaatin şartlı olduğunu ileri sürdüğü kısmın orijinalini ve bana ait olmayan Türkçe tercümesini de bırakıyorum.







*Çeviri PDF'i https://raw.githubusercontent.com/TANRIninResulu/Kuran_hadis_Islam/main/Kuran%20Hadis%20%C4%B0slam%20Mobile.pdf 



           Örnek verdiği ayetler içerisinde 60:12 ilginçtir ki, özellikle toplum/cemaat bağlamında hüküm vermesini en az beklediğimiz kadınlar ve din bağlamında itaat silsilesinin zirvesine en yakın insana, Nebi’ye karşı yükümlülüklerin de “mea'rufin” olmayan işlerde itaat şartı olmadığı yazmaktadır. Ayette geçen “mea'rufin” ifadesinin kökteşlerinin (A-R-F) 2:89 ve 2:146’de fiil formunda (bilmek, tanımak) kitap bilgisi çerçevesinde kullanmış olması da dikkat çekicidir.
4:79 ise Elçi olan kişide de kötü olanın kaynağının kendisi olduğu vurgusuna dikkat çekmek istemiş gibi görünüyor Reşat.

           Buraya kadar olan kısımda elçinin ağzından çıkan şeyin Kitap ile teste tabi olduğunu zira söylediği şeyin Kitap’tan ayrı bir bilgi taşımadığını kendi ifadeleriyle ortaya koyduk. Bu noktadan sonra zaten Kitap’ta olanın ortaya çıkışı kısmını değerlendirmek gerekir.

            “Ancak; Kuran, Yüce Allah tarafından belirli bir zamanda vahyedilmek tutulan bilgilerle doludur.”

Öncelikle şunu iyi bilmek gerekir ki alınan vahiy/işaretler bir çok formda ve bir çok kişiyi hedefleyen şekilde olabilir. Bu kendi tasviri ile de dinamik ve kendi ölümünden sonra devam edecek bir silsiledir. (Videonun Özet Çevirisi: Kitaptaki her şeye sahip değiliz, bizim ve atalarımızın bilmediği ileride çocuklarımızın bileceği bir çok bilgi kitabın içinde mevcut. Dünyanın sonuna kadar bu bilgiler gelmeye devam edecek.) 

 



Reşat'ın yanılmayacağını (sözde hata yapabileceğini kabul etseler de gerçek hayatta asla kabul etmediklerini unutmamak gerek) iddia eden kişilere bu kehaneti doğrulamaları için Reşat'ın papağanlığı dışında  yeni metotlar tavsiye ederim. İddianın absürt numerolojiler değil yeni bilgilerin ortaya çıkacağı olduğuna da dikkat çekmek gerekebilir.

Bu konunun diğer boyutu da neyin "Allah'tan" geldiğinin testidir. Reşat’ın jargonunu ve bakış açısını şekillendiren en önemli doktrin “Her şeyi Tanrı yapar.” düşüncesidir ki bu belki de yaşamımıza dair en kritik Kitap bilgisidir (9:51). Reşat’ın hayata ve risalete baktığı bu perspektifte; hem şahsi hem de dini bağlamda gerçekleşen olayları bu doktrin ile ördüğü ve bu kapsamda aklımızda bulunan saf vahiy algısını, işaretleri ve hayatta karşısına çıkan her ne ise onu girift bir yapıya soktuğu da bir gerçektir. Sokak tabelalarından, bağlama uygun olduğu düşündüğü günlerin tarihlerine kadar neredeyse her dikkat çekici unsuru vahiy silsilesinin bir parçası olarak düşündüğü aşikardır.  Bu konunun altını dolduracağımız olay çok; yanlış tarih hatırladığında doğru olduğunu düşünüp Allah hatırlattı demesi, çeviri yaptığında Allah yaptırdı demesi, 19’a dair matematiksel değeri olmayan ve bazen şahsına bazen etrafındaki adamlara ait bulguları da Allah verdi diye düşünmesi ve bir çok örnek. Açıkçası işin tekniğinde haklıydı ve bir imanlı olarak skor gördüğü her şeyi Allah’a teslim etmek istedi (8:17). Fakat kullandığı bu dil mescidinde bulunan ilk muhataplar için genelde anlaşılır olsa da daha sonra büyük sorunlar çıkardığı da kesindir.

Kafaları karıştıran konuların açık ara önde olanlarından biri muhtemelen çeviridir. Aşağıya bırakacağım kesit ilginç ve çarpıcıdır. Tamamen Allah'ın dizaynı olan çeviri kapsamında, Reşat ilgili ayete yeni bir kelime bulmaları için Mescittekilere ödev veriyor:



    Daha bir çok kesit de konulabilir tabi ki "düşündüm, değiştirdim, beğenmedim" gibi. Mesele bu kadar ile de anlaşılabilir gibi duruyor.

    Ama bunlardan daha ilginci; tabiri caiz ise bir iş ilanı bile veriyor Reşat. Arapça bilmenize gerek yok, diğer Kuran çevirileri ile kendi çevirisini kıyaslayıp eleştiriler getireceksiniz. (TR Çevirisini Google Translate görüntüyü bozmadan halletti ve sorun yok gibi görünüyor.)




    Özet tabloda görünen odur ki ve ne söylüyorsam Kitap ile değerlendirin diyen bir Resule edilecek en iyi itaat söylediği şeyi Kitap ile değerlendirmektir.


    Şimdilik bu kadar, inşAllah  devam edecek.


*TR Altyazılı Videoların Adresi https://www.youtube.com/@antlasmaelcisi

27 Ekim 2024 Pazar

Kutsal Yazılara Göre Tanrı Nerede?

0 yorum

Kuran’a göre Allah’ın arşa oturduğu (20:5), aynı zamanda gökte (de) var olduğu (Kuran 67:16) sabittir. Peki Allah sadece gökte midir? Bunun sadece böyle olmadığını anlamanın en temel yolu Yüce Allah’ın her şeyi kuşattığını (41:54) ve hem yerde hem gökte tek ilah olduğunu (Kuran 43:84) olduğunu kavramaktır.

Yüce Allah’ın hem gökte hem de yerde tek Tanrı olduğu gibi hem yerde hem göktedir zira insana hem kendisi hem de askerleri ile birebir temas halinde olmasının yolu budur (Kuran 50:16).

1.      Sadece gökte olan bir Tanrı yeryüzündeki mescidlerde/tapınaklarda nasıl var olur?

İsa (as) Allah’ın mescidlerde var olduğunu söylüyor: Mabet üzerine yemin eden, mabedin ve orada bulunanın üzerine yemin etmiş olur (Matta 23:21)

 

Süleyman (as) Allah’a yeryüzünde mesken yapıyor: Ben Sana devirler boyunca oturman için yüce bir mesken, kalıcı bir yer inşa ettim. (1.Krallar 8:13)

 

2.      Süleyman (as) Tanrı’nın sadece gökte olmadığını ilan ediyor: Tanrı gerçekten yeryüzünde yaşar mı? Sen göklere, göklerin göklerine bile sığmazsın. Benim yaptığım bu tapınak ne ki! (1.Krallar 8:27)

 

3.      Davut (as) Tanrı’nın her yerde olduğunu ilan ediyor: Senin ruhundan uzağa nereye gidebilirim, Senin HUZURUNDAN* nereye kaçabilirim? Göğe çıksam Sen oradasın, Döşeğimi ölüler diyarına sersem, yine oradasın. Seherin kanatlarını alsam, En uzak denizlerin kıyısına konsam, Senin elin orada da bana yol gösterir, Sağ elin beni tutar. (Mezmur 139:7-10)

 

4.      Aranızda göklerde gezen var mı? Allah yerin dibindekilere de yakındır, çünkü sadece gökte değildir. Kullarım sana Beni soracak olursa Ben her zaman yakınım. (Kuran 2:186)

 

Maddeler uzar, burada bırakıyorum. Unutmayın ki Allahsız yer bulamazsınız (Kuran 57:4).

 

*İlgili kök kelime paneh, genel manada çevirilerde ayette Tanrı’nın varlığına atıf yapılmış (presence).

 

Benzer kullanımlar:

- Yaratılış 27:30 (Yakup, İshak’ın fiziksel olarak var olduğu yerden ayrılıyor.)

- Yaratılış 41:46 (Yusuf, firavunun var olduğu yerden gidiyor.)

- Mısır'dan Çıkış 10:11 (Musa ve Harun, firavunun olduğu ortamdan kovuluyor.)


En iyisini ALLAH bilir.




27 Ocak 2023 Cuma

Denk Bütçe Çarpanı (Haavelmo Teoremi)

0 yorum
  Trygve Magnus Haavelmo tarafından ortaya atılan teoreme göre, devlet yapacağı kamu harcamalarını eşit miktarda vergi artışı ile finanse etse bile harcamalardaki artış kadar milli gelir artacaktır. Haavelmo, iktisadi anlamda etkilendiği Keynesyen akımın önemli analizlerinden biri olan Çarpan'ı en basit düzeyde ele almış ve kamu harcamalarının vergi ile finansmanı halinde bile nasıl geliri arttıracağını ortaya koymuş ve Denk Bütçe Çarpanı'nı ortaya çıkarmıştır.

    ΔY=1/1-c.ΔG - c/1-c.ΔT
    
   Alınan vergi ile kamu harcaması eşit kabul edildiğinde. ΔG=ΔT


    ΔY=ΔG(1/1-c  -  c/1-c)

    ΔY=ΔG . 1-c/1-c

    ΔY=ΔG


    (Vergiler otonomdur.)
    c= Marjinal Tüketim Oranı
    G=Kamu Harcaması
    T=Vergi
    Y=Milli Gelir