37:130’da geçen َ نيِساَي ْ لِإ ٰ ىَ لَع ٌ م َ لََس (selâmun ‘alâ ilyâsîn – selâm olsun İlyaslar’a) ifadesindeki َ نيِساَي ْ لِإ
(ilyâsîn) kelimesi, Arapça gramer açısından tartışmasız biçimde çoğul bir yapıdır. Bu kelime kök
itibariyle ساَي ْ لِإ (ilyâs – İlyas) isminden türemiştir. Sonuna eklenen نيـ (-īn) eki, Arapçada cem‘u’l
müzekker es-sâlim (çoğul müzekker sağlam) ekidir. Bu ek, kelimenin sonundaki ي (ya) ve ن (nun)
harflerinden oluşur ve kelimenin çoğul olduğunu gösterir. Dolayısıyla ساَي ْ لِإ (ilyâs) tekil, َ نيِساَي ْ لِإ
(ilyâsīn) ise “İlyaslar” anlamındadır. Aynı yapı, مِلْسُم (müslim – Müslüman) kelimesinin çoğulu olan
َ
نيِمِلْسُم (müslimīn – Müslümanlar) örneğinde de görülür. Kur’ân’daki ifade bu bakımdan dil
yönünden tamamen düzgündür; َ نيِساَي ْ لِإ (ilyâsīn) lafzen ve i‘raben çoğuldur.
 |
| 2. Krallar 2:11 Onlar yürüyüp konuşurlarken, ansızın ateşten bir atlı araba göründü, onları birbirinden ayırdı. İlyas kasırgayla göklere alındı |
Nahiv (cümle yapısı) açısından bakıldığında kelime, önündeki ىَ لَع (‘alâ – üzerine, -e) edatının
etkisiyle mecrûr (cer hâli) konumundadır. Cem‘u’l-müzekker es-sâlim çoğullar, mecrûr durumda ي
(ya) harfiyle i‘rab alâmeti taşır. Bu nedenle kelimenin sonunda bulunan “yā” harfi i‘rab alâmetidir. Bu
yönüyle yapı, tıpkı “selâm olsun müslimīn’e (müslümanlara)” örneğinde olduğu gibi, lafzen çoğul bir
hitap içerir ve anlam bakımından da “selâm olsun İlyaslar’a” demektir.
Ayetten anlaşıldığı üzere birden fazla İlyas veya bu sıfat ile anılan kişilerin varlığı gerekmektir. Tam
bu noktada son nübüvvet ürünü olan Kur'an'ın bizden istediği gibi (10:94, 21:7 vb.) Rabbimizin diğer
kitaplarına danışmak gerekmektedir. Hikayenin başında Malaki 4:5'de Rabbin gününden önce İlyas'ın
gönderileceği ve onun babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini babalarına
döndüreceği söylenmiştir. Aynı ifade Luka 1:16-17'de Yahya için kullanmıştır. İsa Malaki’ye atıfla
Yahya için "Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını
bırakmadılar." (Matta 17:12) diyerek gerçeği ortaya koymuştur. Evet, Yahya bir İlyas’tır (Matta
11:13) fakat İlyas’ın kendisi değildir (Yuhanna 1:21).
İlyaslar’dan Biri Olmak/İlyas Gibi Olmak Ne Anlama Gelir?
İlyas ve Yahya’nın üzerine spor ışıklarını tuttuğumuzda çok benzer özelliklere ve misyona sahip
olduğunu görürüz.
-
Her iki elçi de Rabbin halkı arındırma ve tövbeye çağırma misyonunu üstlenmişlerdir. İlyas,
İsrail’i Tanrı’ya dönmeye çağırmış ve bu görevi özellikle Ahab ve İzebel döneminde ruhsal
yozlaşmanın yoğun olduğu bir dönemde yerine getirmiştir (1. Krallar 18:21). Benzer şekilde,
Yahya da Roma egemenliği ve Ferisiler dönemi gibi ahlaki ve ruhsal olarak çöküşte olan bir
zamanda halkı tövbeye çağırmıştır (Matta 3:2).
-
İlyas, kıllardan yapılmış bir giysi ve belinde deri kuşak ile tanınırken (2. Krallar 1:8), Yahya
da deve tüyünden giysi giyip beline deri bir kuşak takmıştır (Matta 3:4).
-
Çöllerde gezmişlerdir; İlyas çölü yaşam ve yalnızlık yeri olarak kullanırken (1. Krallar 17:3
5), Yahya da çölde vaaz vermiştir (Luka 3:2).
- Her iki peygamber aynı zamanda kralları eleştirme misyonunu da üstlenmiştir. İlyas, Ahab’ı
günahları nedeniyle azarlamış (1. Krallar 21:17–24), Yahya ise Hirodes’i kardeşinin karısı ile
evlenmesi dolayısıyla eleştirmiştir (Markos 6:18).
Ve ikisi de bir yolun hazırlayıcısı/öncüsü olmuşlar.
Peki yolunu hazırladıkları ve artlarından gelenler
arasında bir ilişki kurulabilir mi?
İsa ve Elyasa (Elisha)
- Elyesa, İlyas’ın ruhunun “çifte ölçüsünü” alarak ruhsal olarak güçlendirilmiştir (2. Krallar
2:9–15).
- İsa ise Yahya tarafında vaftiz edilmiştir (Matta 3:15-16).
Elyasa, Yordan Nehri’ni ikiye ayırmıştır (2. Krallar 2:14). İsa, fırtınayı ve denizi
sakinleştirerek benzer bir doğa egemenliği sergilemiştir (Markos 4:39).
- Elyasa, Şunemli kadının oğlunu diriltmiştir (2. Krallar 4:35). İsa, Nainli dulun oğlunu ve
Lazar’ı diriltmiştir (Luka 7:14; Yuhanna 11:43).
- Elyasa, 20 ekmekle 100 kişiyi doyurmuştur (2. Krallar 4:42–44). İsa, 5 ekmek ve 2 balıkla
5000 kişiyi doyurmuştur (Matta 14:19).
- Elyasa, Naaman’ın cüzamını iyileştirmiştir (2. Krallar 5:14). İsa, cüzamlıları, körleri ve
felçlileri iyileştirmiştir (Matta 8:3).
- Elyasa’nın kemiklerine dokunan ölü bir adam dirilmiştir (2. Krallar 13:21). İsa’nın mezarı ise
dirilişin sembolü olmuştur (Matta 28:6).
"Ve şüphesiz İlyas da peygamberlerdendi..." (37:123)
“İsmail’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an! Hepsi de iyilerdendi.” (38:48)